Ana sayfa Güncel ABD’deki duruşmada Zarrab ifadesini tamamladı

ABD’deki duruşmada Zarrab ifadesini tamamladı

49
0
PAYLAŞ

ABD’de Hakan Atilla’nın sanık olarak yargılandığı, Reza Zarrab’ın ise tanık olduğu jürili duruşmanın 7’nci gününde neler yaşandı…

New York’ta Hakan Atilla’nın sanık olarak yargılandığı, Reza Zarrab’ın ise tanık olduğu jürili duruşmanın 7’nci günü bugün başladı. Reza Zarrab’ın çapraz sorgusuna devam edildi. Çapraz sorguda sanık Hakan Atilla’nın avukatları ve savcı, Reza Zarrab’a sorular yöneltti. Yoğunluk nedeniyle duruşma salonuna sığmayanlar için ek salon açıldı. Duruşma, buraya konan ekranlarla canlı olarak izledi..

HAKAN ATİLLA’NIN AVUKATINDAN MAHKEME SERT ÇIKIŞ

Duruşma öncesi görüşmelerde, savcı OFAC (Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi) düzenlemelerinde yer alan nüanslar hakkında yargıca sorular sordu.

Yargıç: Bu güney bölgesindeki dava daha önce emsali olmayan bir dava mı?

Savcı: Evet.

OFAC (Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi) yönetmeliğinin ABD vatandaşı olmayan kişilerin ABD dışında işlediği suçları kapsayıp kapsamadığı belli değil. Yani Atilla’nın işlemleri suç olsa bile bu suçtan ABD’de yargılanıp yargılanamayacağına karar vermemişler. Emsal karar ve dava da yok, dolayısıyla her şey havada. Atilla’nın avukatları yargıca verdikleri dilekçelerde buna özellikle dikkat çekti. Yargıç, OFAC yönetmeliğiyle ilgili ifade verecek tanıklarla ilgili kararını verdi; savunma bu tanıklara, kurumun yönetmeliğinin tarihçesiyle ilgili çapraz sorgu yapacak.

Sanık Hakan Atilla’nın avukatı Victor Rocco, müvekkilinin yaptığı iddia edilen işlerin, cezai kovuşturmayla değil, sadece ABD finans sistemine giriş yasağıyla cezalandırıldığını ifade etti. Yani savunmanın teorisine göre, Atilla’nın yaptığı iddia edilen işler ABD’yi etkilemiyordu.

Atilla’nın avukatı Rocco: Adalet Bakanlığı sanki Hazine Bakanlığı’ymış gibi hareket ediyor.

Reza Zarrab’ın çapraz sorgusuna tekrar geçildi. Duruşmada yeni bir ses kaydı dinletildi. Dinletilen kayıt, Zarrab ile Aslan arasında 2013 yılında yapılmış bir görüşmeye ait.

Zarrab daha önce ifadesinde, İran’la bağlantılı işlemlerinin kimi zaman Halkbank’ın alt kademelerdeki çalışanlarına takıldığını söylemişti. Görüşmede “İşler Hakan Atilla’da o kadar takılmıyordu” ifadesini kullandı. Atilla’nın avukatı Fleming, iğneliyor: “Bir şekilde takılıyordu ama o kadar takılmıyordu.”

Sorunun daha önce sorulduğu ve yanıtlandığı gerekçesiyle itiraz geldi. İtiraz kabul edildi. Zarrab, Happani için “sağ kolum” dedi. Zarrab ile Happani arasındaki başka bir görüşmeye geçildi. Görüşmede Süleyman Aslan’ın Volgam (“gıda” şirketlerinden biri) ile ilgili söylediklerinden bahsedildi.

Zarrab’ın daha önce ifadesinde yalanladığı “sınırdaki olay” iddiası yeniden gündeme geldi.

Fleming, Zarrab’ın şoförünün yüklü miktarda parayı Rusya’ya kaçıracakken Türkiye sınırında yakalandığını iddia etmiş, Zarrab bunu reddetmişti. Fleming, bu olayda yakalanan ve Zarrab’ın şoförü olan şahsın, nakit para taşırken durdurulan 14 kişiden biri olduğunu söyledi.

Bir fotoğraf jüri üyelerine gösterildikten sonra delil dosyasına eklendi. Fotoğrafın ortasında Zarrab’ın kuzeni yer alıyor.

Soru: Mahkemede bize, Türkiye’de size isnat edilen bazı şeylerden suçlu olduğunuzu söylemiştiniz.

Zarrab: Kesinlikle doğru.

Zarrab, bir polis memurunun kendisine şantaj yapmaya çalıştığını kabul etti. Ancak Fleming’in bu şantajın gerekçesi olduğunu iddia ettiği detayları reddetti.

GÜLEN CEMAATİ İLK KEZ SORULDU

Soru: Gülen cemaatini hiç duydunuz mu?

Zarrab: Evet, duydum.

Konu Türkiye siyasetine getirildi. Fleming, Türkiye’deki farklı kesimleri ve siyasi grupları sordu. Zarrab, “politika analisti olmadığını” söylüyor.

Zarrab: “Farklı gruplar onlar için farklı isimler kullanıyor. Bu nedenle, onlar siyasi bir grup mu, dini bir grup mu, yoksa terör örgütü mü bilmiyorum.”

Duruşmada Fleming’in, Zarrab’ı, Gülencilerin bombalı saldırı yapmadığı için terör örgütü olmadığını kabul etmesini sağlamaya çalışması dikkat çekti.

Zarrab, “O konuda anlaşamayız, çünkü ben onların ne yaptığını bilmiyorum” dedi.

Fleming, 2013 yılında Türkiye’de Zarrab ile ilgili açılan soruşturma hakkında sorular sordu. Ayrıca 2014’te dokunulmazlığı olan kişilere yönelik meclis soruşturmasını da sordu. Fleming, 2014’te meclis soruşturma komisyonuna bir mektup gönderip göndermediğini sorsa da Zarrab, “Hatırlamıyorum” dedi.

Sözü edilen beyanat görünüşe göre muhtelif kol saatleri ve benzer kalemlerin rüşvet olup olmadığıyla ilgiliydi. Bir de piyanodan bahsedildi.

Zarrab, bunları hatırlamadığını söyledi.

Fleming, Zarrab’ın çeşitli şirketlerle bağlantıları olup olmadığını sordu. Fleming daha sonra Zarrab’ın “istisnai statü” olarak bilinen bir prosedür kapsamında ne zaman Türkiye vatandaşı olduğunu sordu. Zarrab, bunu reddetti.

Zarrab, “Olağan yolları takip ettim. 2001 yılında başvurdum ve 2006’da veya 2007’de vatandaşlık aldım” dedi. Zarrab hemen ardından kendi söylediğini düzeltti ve ilk başvuruyu 2000 yılında yaptığını söyledi.

Zarrab, “Burada sanık aleyhinde ifade vermeye başladığım tarihten itibaren malvarlığıma el kondu” dedi.

Zarrab, geliri hakkında Türk yetkililere yalan söylediğini iddia eden Fleming’e karşı çıktı ve Fleming’in ne demek istediğinden emin olmadığını söyledi.

Zarrab, “Türk yetkililerin çoğu benim gelirimin ne olduğunu biliyordu” dedi.

Atilla’nın avukatları Zarrab’ı sıkıştırarak, ona yalancı dedi. Zarrab duruşmada yer yer yalan mı söylediği yoksa gerçekleri mi gizlediği konusunda çözümlemeler yaptı. Zarrab, daha sonra sahte gıda işinde bir kez doğrudan Atilla’ya yalan söylediğini kabul etti.

HAYAT KADINLARI SAĞLIYOR MUYDU

Atilla’nın avukatları Zarrab’a “Eşinize yalan söylediniz, doğru mu?” diye sorunca savcılar itiraz etti. Kısa bir tartışma sonrasında savunma makamı, Zarrab’a hayat kadınlarıyla ilgili sorular sordu.

Soru: “Sayın Zarrab, birkaç sefer iş amaçlı olarak insanlara hayat kadını temin ettiğinizi söylemiştiniz, değil mi?”

Zarrab, 2013 yılında televizyona çıkıp İran’a yardım için sistem kurduğunu reddettiği konuşmada “Türk kamuoyuna yalan söylediğini” kabul etmedi. “Bunu Türkiye yasaları çerçevesinde söyledim” dedi.

“TÜRKİYE’DE EMNİYET ŞERİDİNİ İSTEDİĞİM GİBİ KULLANIYORDUM”

Zarrab, İstanbul’da acil bir yere gitmesi gerektiği zamanlarda emniyet şeridini kullanmak için İstanbul polisine yalan söylemeye ihtiyaç duymadığını söyledi. “Emniyet şeridini kullanmak için yalan söylememe gerek yoktu. Zaten istediğim gibi kullanıyordum” dedi.

TÜRK SAVCILARA VE FBI’A YALAN SÖYLEDİĞİNİ KABUL ETTİ

Zarrab, 2013’teki soruşturma sırasında Türk savcılara “kimi zaman” yalan söylediğini belirtti, geçen yıl da tutuklandığı zaman FBI’a yalan söylediğini kabul etti. Zarrab, “Yaptırımları ihlal etmediğimi söyledim, doğru” dedi.

Duruşmada konu yine “ekonomik cihat” konusuna geldi. Zarrab “ekonomik cihat”ın ne demek olduğunu bilmediğini, Farsça yazı okuyamadığını ve Ahmedinecad’a hitaben yazılan ve kendisinin imzaladığı mektupta ne yazdığını bilmediğini söyledi.

Fleming “Mart 2016’da tutuklandığınız zaman da ekonomik cihadın ne olduğunu anlamamış mıydınız?” diye sordu.

Zarrab: Kesinlikle doğru ama bugün bunun ne olduğunu biliyorum.

Bu konuşmların ardından avukat Fleming, Zarrab’a Türkiye’deyken verdiği yeminli bir ifadenin metnini gösterdi. Söz konusu ifadede Zarrab, Süleyman Aslan’ın rüşvet almadığını söylüyor.

ÇARPRAZ SORGU SONA ERDİ

Duruşmanın yedinci gününde çarpraz sorgu sona erdi. Savcı, doğrudan Zarrab’a yönelik sorularına başladı.

Savcı, Zarrab’a, İran’a yönelik yaptırımların ihlaline ilişkin itirafçılık anlaşmasından bahsetti. Savcı, Zarrab’ın herkese rüşvet vermediğine dikkat çekti. Rüşvet vermediği bazı isimler: Aydoğan, Ali Fuat ve Hakan Atilla.

Soru: ABD’li bir banka yaptığınız işin içinde NIOC’un (İran Ulusal Petrol Şirketi) olduğunu bilse ne yapardı?

Zarrab: Parayı, gönderen kişinin olduğu yere geri gönderirdi.

Soru: İşlemi gerçekleştirmezdi, değil mi?

Bu sorunun ardından Zarrab savcıyı onayladı.

Zarrab, Atilla’nın durumun farkında olduğunu ancak yine de onlara ayak uydurduğunu söyledi.

Zarrab: Evet. Atilla genel müdürüne haber verdi çünkü biliyordu.

Zarrab duruşmada bir delili tanıtarak, “Bunlar Zafer Çağlayan’a ödenen paralardı” dedi.

Zarrab’a göre bu tutarlar, Zarrab’ın İran ticaretinden ödenen “komisyonlardandı.”

ZAFER ÇAĞLAYAN’A VERİLEN RÜŞVETLER

Soru: Türk yetkililere rüşvet verdiniz mi?

Zarrab: Evet.

Savcı, Zarrab’ın Zafer Çağlayan’a verdiği kol saatini sordu.

Soru: Bu rüşvet olarak mı verilmişti?

Zarrab: Evet.

Savcı, Çağlayan’a verdiği piyanoyu sordu.

Soru: Bu rüşvet olarak mı verilmişti?

Zarrab: Evet.

KONŞİMENTO SORGUSU

Savcı, görüşmelerden birinde bir “konşimento” sorunundan bahsedildiğine dikkat çekti.

Soru: Bu konşimento sorunu neydi?

Zarrab: Büyük gemilerin izlenebilir olmasından kaynaklı bir konşimento meselesiydi.

Savcı, gemilerin izlenmesinden kimin endişelendiğini sordu. Zarrab, “Hakan Atilla” diye yanıt verdi.

Zarrab, Aralık 2013’te tutuklanmasıyla ilgili de ifade verdi.

Soru: Bu suçlamalardan nasıl kurtuldunuz?

Zarrab: Ödemeler yaptım ve bunlar kısmen rüşvet olarak verildi.

Zarrab, ilk yapılan doğrudan sorguda da aynı şeyi farklı sözlerle ifade etmişti.

SAVCI TEKNELERİ VE PARA YIĞINLARINI SORDU

Savcı, Zarrab’ın yaptığı iş birliği anlaşmasıyla ilgili sorular sordu. İş birliği anlaşması kapsamında Zarrab, tanık koruma programına alınabilecek.  Savcı, Zarrab’a, ifade vermesi durumunda cezaevinden çıkacağı yönünde bir vaat verilip verilmediğini sordu. Zarrab “Hayır” diyerek yanıt verdi.

Zarrab, kovuşturmaya vereceği ciddi desteğin, yalan içermeyen, doğru bilgi vermek anlamına geldiğini söyledi. Zarrab, iş birliği anlaşması kapsamında ABD’de tanık koruma programına başvurma hakkı olduğunu belirtiyor. Ancak, henüz böyle bir talepte bulunmadığını aktardı.

Savcı, sorularıyla, Zarrab’ın, kürsüde yalan söylemesi durumunda anlaşmasının çöpe gideceğini ima etti. Zarrab, “Bu herhalde hayatımda olabilecek en kötü şey olurdu” dedi. Zarrab, yalan söylerse anlaşmasının bozulacağını ve yeni suçlar ekleneceğini söyledi.

Soru: Hükümete, hakkında bilgi verdiğiniz tek kişi Hakan Atilla mı?

Zarrab, bu soruya “Hayır” cevabını verdi.

Savcı, Zarrab’ın iş birliği anlaşmasının neden geciktiğini soruyor. Zarrab iki neden sayıyor:

1) “Yasalar ve adalet çerçevesinde iki avukatımın yürüttüğü siyasi girişimler vardı.”

2) “Elbette, iş birliği yapma konusundaki zorluklar ortadaydı.”

Savcı, söz konusu risklerle ilgili soru sordu.

Soru: Bu korkularınızdan bazıları gerçekleşti mi?

Zarrab, “Evet” yanıtını verdi.

Savcı, Zarrab’a ait teknelerin, para yığınlarının fotoğraflarını göstererek hala bunlardan faydalanıp faydalanmadığını sordu.

Zarrab: Hayır, efendim. Hepsine el kondu.

ZARRAB’I KİM ÖLDÜRMEYE ÇALIŞTI

Zarrab, “Tüm malvarlığıma Türkiye Cumhuriyet tarafından el konuldu” dedi. Zarrab, 18 kişinin de malvarlığına yine Türkiye hükümeti tarafından el konulduğunu söyledi. Zarrab, “(Bunların arasında) varlığından bile haberdar olmadığım kişiler var. Hiç tanımadığım insanlar var” dedi.

Zarrab, bu kişilerin kendisiyle bağlantılı olarak casuslukla suçlandığını ancak onları tanımadığını söyledi.

Soru: (Federal cezaevinden) neden çıkarıldınız?

Zarrab, cezaevinde bir kişinin kendisine bıçak çektiğini ve onu öldürmeye çalıştığını anlattı. Zarrab, bu şahsın, kendisine işbirliği yaptığı için saldırdığını ve Zarrab’ı öldürmek için talimat aldığını söyledi.

Soru: Güvenliğinizle ilgili endişeleriniz var mı?

Zarrab: Tehdit edildikten sonrası için mi soruyorsunuz?

Soru: Evet.

Zarrab: Elbette.

Savcı, başka kişilerin güvenliğiyle ilgili endişesi olup olmadığını sordu.

Zarrab, Türkiye’de bulunan ailesi için endişelendiğini söyledi.

Soru: Bu tehditleri durdurmak için yapabileceğiniz bir şey olduğunu düşünüyor musunuz?

Zarrab, tanıklık etmemesi durumunda tehditlerin durabileceğini, ancak yine de ifade verdiğini söyledi.

Zarrab, “Artık buradayım” dedi.

VE ZARRAB İFADESİNİ TAMAMLADI

Duruşmaya takip eden gazeteciler arasında bu “bıçaklı tehdit” olayının son haftalarda Brooklyn’deki MDC cezaevinde yapıldığı yorumu yapıldı.

Fleming, Zarrab’ın cezaevindeki hücre arkadaşına ödeme ayarlayarak kendine koruma sağlamasıyla ilgili soru sordu.

Zarrab: “Cezaevinde olduğum süre boyunca bir arkadaş edindiğim doğru; bazı zamanlarda da, bir avukat tutabilmesi için bu kişiye ödemeler yaptım.”

Zarrab, bu ödemeyi “borç” diye tarif etti.

Fleming: Az önce MDC cezaevinde bir mahkumun gelip size bıçak çektiğini anlattınız… Geçmişte bu hikayenin farklı bir versiyonunu anlatmıştınız, değil mi?

Zarrab: Hayır, hikayenin sadece bir versiyonu var, o da gerçek olan versiyonu.

Fleming, hikayenin diğer versiyonunda, mahkumun Zarrab’ın “karşısına geçerek onu öldürmek için tutulduğunu söylediğini, ona iki hafta mühlet verdiğini” belirtti.

Fleming: Söz konusu mahkumun bu olayı inkar ettiğini biliyor musunuz?

Zarrab: Bunu yeni duyuyorum ama şaşırmadım.

Fleming, “Artık cezaevinde değilsiniz, değil mi?” diye sordu. Yargıç Berman, Zarrab’ın bu soruya yanıt vermek zorunda olmadığını belirtti. Zarrab cevap vermedi. Ve davanın “tanığı” Zarrab, neredeyse yedi tam günün sonunda ifadesini tamamladı.

Zarrab’ın ardından İran’la ilgili çalışan karşı istihbarat ekibinden bir FBI ajanı kürsüye çıktı.

2014 YILINDA ZARRAB ABD’YE BİLDİRİLMİŞ

FBI ajanının sorgusu kısa sürdü. Yeni tanık, avukat ve eski CIA direktör yardımcısı David Cohen, kürsüye çıktı. Cohen daha önce Hazine Bakanlığı’nda çalıştı; ondan önce de Terör ve Mali İstihbarat Müsteşarı olarak görev yaptı.

Cohen, Terör ve Mali İstihbarat Müsteşarı olarak görev yaptığı dönemde Halkbank’la ilgili bilgi edindiğini söyledi. Cohen, OFAC’ın (ABD’nin yaptırımlarını uygulayan Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi) nasıl çalıştığını ve kurumun uyguladığı düzenlemelerin yapısını anlattı.

Cohen, Halkbank yetkilileriyle 2014’te Ankara’da ve İstanbul’da bir araya geldiğini söyledi. Cohen bu konuya ilişkin “Türkiye ile İran arasındaki ticarette asıl olarak kullanılan banka Halkbank’tı” dedi.

Mehmet Hakan Atilla’nın avukatlarından Rocco da bugünkü duruşmalar devam ederken ön oturumda Cohen’in paylaştığı bilgilere paralel ifadeler kullandı. Rocco, 2014 yılında Halkbank’ta genel müdür değişikliği olduktan ve Ali Fuat Taşkesenlioğlu göreve geldikten sonra, bankanın, Sarraf’ın isminin OFAC’ın yaptırımlar listesine alınması için ABD’ye bildirim yaptığını iddia etti. Ancak Rocco, o tarihten bu yana bu konuda herhangi bir adım atılmadığını dile getirdi.

Cohen’in açıklamalarının ardından bugünkü duruşma sona erdi.

İşte Cohen’in ziyaretine dair o haber:

Çeviri: Sebla Küçük

DAHA ÖNCEKİ DURUŞMALARDA NELER OLUŞTU

Birinci Gün: Tanık olarak “(ABD ile) işbirliği yapmak sorumluluğu kabul etmek ve cezaevinden çıkmak için en hızlı yoldu” sözleriyle ifade vermeye başlayan Reza Zarrab, ilk jürili duruşmaya ayağında kelepçe ve mahkum kıyafetiyle getirilmişti. İlk günkü ifadesinde, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a 45-50 milyon Euro rüşvet verdiğini söyleyen Reza Zarrab, Aktif Bank’ta hesap açmasına eski AB Bakanı Egemen Bağış’ın yardımcı olduğunu ifade ederek, “Aktif Bank Genel Müdürü ile görüşmeden sonra hesap açtım, günlük 5-10 milyon euro işlem hacmiyle açıldı” şeklinde konuşmuştu.

İkinci Gün: Reza Zarrab ikinci duruşmada, para trafiğinin nasıl olduğunu anlatmıştı. İkinci jürili duruşmaya koyu renk takım elbise ile gelen Reza Zarrab, yine eski Bakan Zafer Çağlayan ve Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan’a verdiği rüşvetlerden söz etmişti. “Dönemin başbakanı Erdoğan ve hazine müsteşarlığı… Bu ticaretin başlatılması için talimat vermişti” iddialarından bulunan Reza Zarrab, “Başbakan Erdoğan ve Babacan İranla işlemlere (altın ticareti) yardım edilmesi için Vakıfbank ve Ziraat Bankasına şahsen talimat verdiler” ifadelerini kullanmıştı.

Üçüncü Gün: Üçüncü jürili duruşma geçen Cuma günü yapıldı. Duruşmada bu kez Yargıç Berman’ın “delillerle” ilgili çıkışı ve bir jüri üyesinin duruşma sırasında uyuması damga vurmuştu. Yargıç Berman, sunulan telefon kayıtlarından birinde geçen konuşmaların çok geniş bir etki alanı olduğunu, bu nedenle “yargılamanın bütünlüğünün sağlanması” açısından savcılar bu kaydı kabul etmeden önce kaydın doğruluğunun ispatlanması gerektiğini söylemişti. Yargıç Berman Cuma günkü duruşmada, uyuyan jürinin bundan sonra duruşmalara katılmayacağını açıklamıştı. Berman, “Bence salonda olan bitenleri izleyemeyen bir jüri görevini yerine getiremez” ifadelerini kullanmıştı. Yargıç Berman, söz konusu jüri üyesinin 2 gündür duruşmaların büyük kısmını uyuyarak geçirdiğini söylemiş ve “Çok iyi bir adama benziyordu. Epey de derin uyudu” demişti. 6 yedek kişiden biri, bu jüri üyesinin yerini alacak. Duruşmada Reza Zarrab’ın eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’a yazdığı mektup ortaya çıkmıştı. Zarrab ise ifadesinde, sahte nakliye evraklarının nasıl gerçek gibi gösterileceği konusunda kilit bilgileri tutuklu sanık Hakan Atilla’dan öğrendiğini iddia ederek, Halk Bank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan hakkında da rüşvet iddialarında bulunmuştu. Duruşmada Zarrab’a eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in fotoğrafı gösterilmişti. Zarrab daha önceki duruşmada da Güler’in oğlu Barış Güler’e 100 bin dolar rüşvet ödediğini söylemişti.

Dördüncü Gün: Pazartesi günkü dördüncü duruşmada Reza Zarrab’ın çapraz sorgusuna geçildi. Zarrab, savcının sorularını yanıtladı. Altın ticareti ve hayali gıda ticaretine ilişkin ifade veren ve soruları yanıtlayan Reza Zarrab, sanık Hakan Atilla hakkında da iddialarda bulundu. Eski Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan’la ilgili rüşvet iddialarını duruşmada yineleyen Reza Zarrab, dinletilen ses kayıtlarını da doğruladı.

Beşinci Gün: Zarrab 5 Aralık tarihli beşinci duruşmadaki çapraz sorgusunda da dikkat çeken ifadeler kullanmıştı. Sanık Hakan Atilla’nın kendisinden hiçbir zaman rüşvet istemediğini ve kendisinin de Atilla’ya hiçbir zaman rüşvet vermediğini söyleyen Reza Zarrab, “Evet, (yalan söylemenin) ABD’de hapisten çıkmanın en hızlı yolu olduğunu söyledim” demişti. Zarrab’ın FBI’la yaptığı anlaşmaya ilişkin, “Ancak (yaptığınız anlaşmaya göre) bundan daha fazlası gerekiyor. ‘Başkaları’ hakkında soruşturma ve yargılama süreçlerine ciddi destek sağlamak gibi. Bu doğru mu?” şeklinde soruda geçen “başkaları” ifadeleri de dikkatlerden kaçmadı. Zarrab, FBI ile yaklaşık 12 toplantı yaptıklarını ifade de etti.

Altıncı Gün: Tanık Reza Zarrab, sanık Hakan Atilla’nın tutuklandığını duyunca şoke olduğunu söyledi. Duruşmada Hakan Atilla’nın Halkbank’taki odasına dahi hiç gitmediğini ifade eden Reza Zarrab’a, eşi Ebru Gündeş ve Türkiye’de yaşadığı hayatla ilgili sorular yöneltildi. Zarrab, 10 Nisan 2013 tarihinde Hakan Atilla’ya hayali gıda işiyle ilgili yalan söylediğini kabul etti. Atilla’nın, bu düzeneğin sahte olduğundan habersiz olduğu ortaya çıktı.

Odatv.com

Kaynak : http://odatv.com/abddeki-davada-7nci-gun-0712171200.html

BİR CEVAP BIRAK