Ana sayfa Güncel "26 yıl önce beni aldılar da ne çözüldü; şimdi iki oğlum 5...

"26 yıl önce beni aldılar da ne çözüldü; şimdi iki oğlum 5 aydır gözaltında ya ne çözülecek?"

82
0
PAYLAŞ

Baba: TRT 6, 24 saat yayın yapıyor, Kürtçe onlara yasak değil de bana mı yasak?

İstanbul Esenyurt’taki Recep Tayyip Erdoğan Parkı’nda, Kürtçe türkü söylerken dövülerek gözaltına alınan Mazlum Metin (25) ve Zana Metin (19), yaklaşık beş aydır tutuklu. Soruşturma sürüyor. Dava ne zaman açılacak belli değil. Baba Hüseyin Metin de 26 yıl önce benzer suçlamalarla karşılaşmıştı. 90’lı yıllarda Silvan’da birçok kez gözaltına alınmıştı. Metin, “26 yıl önce beni aldılar da ne çözüldü ki… Mazlum’u Zana’yı alıyorlar ya şimdi ne çözülecek?” diye sordu. Anne Besiya Metin ise titreyen sesiyle, “Anadilimiz Kürtçe. Tabii ki konuşacağız, türkü söyleyeceğiz. Zana 19 yaşında. Bu yıl üniversite sınavlarına hazırlanacaktı…” dedi.

Canan Coşkun'un Cumhuriyet gazetesinin bugünkü (25 Aralık 2016) nüshasıda yayımlanan röportajı şöyle:

Keyfi tutuklama geleneğinin çocuklarına miras kalması nedeniyle üzgün. Doktorlarının söylediğine göre stres, sol gözünü kör etti. Çocuklarının anadilleri uğruna tutuklandığını, bundan gurur duyduğunu söylüyor. Metin, “26 yıl önce beni aldılar da ne çözüldü ki… Mazlum’u Zana’yı alıyorlar ya şimdi ne çözülecek?” diye soruyor. Çocuklarının tahliyesini isteyen baba Hüseyin Metin ve anne Besiya Metin ile Esenyurt’taki evlerinde bir araya geldik. Esenyurt’ta, 7 Ağustos’ta, saat 16.30 sıralarında parkta türkü söyleyen 2’si çocuk, 14 genç, polislerce gözaltına alınmış, şiddete maruz kalmışlardı. Tutuklananlardan Mazlum Metin, savcılık sorgusunda, parka gittiğinde, arkadaşı İsmail Gazanfer’in bir grupla türkü söylediğini gördüğünü ifade ederek, “Yoldan geçen bir birkaç kişi de gruba dahil oldu. Dıl Disoje, Şemle ve Gesi Bağları şarkılarını söyledik.

"Gesi Bağları’nı yandaki ailenin isteği üzerine söylemiştik” demişti. Baba Hüseyin Metin, çocukları alındığı günün sabahı Mazlum’la beraber kahvaltı yaptıklarını söyleyerek, “OHAL’deyiz. Mazlum dikkat et oğlum” dedim, sanki içime doğmuştu… Kıraç’ta karakola gittiğimde polis ‘Slogan atmışlar, Kürtçe türkü söylemişler’ dedi. Güldüm ben de. ‘Kürtçe şarkı yasak mı’ diye sordum. ‘Yok’ dedi. ‘E o zaman ben de bir tane söyleyeyim. Kürttür başka ne söyleyecek. TRT 6, 24 saat yayın yapıyor. Kürtçe onlara yasak değil de bana mı yasak’ dedim” diye anlatıyor.

Dedem de çekti…

Hüseyin Metin, yedi çocuk babası. 90’lı yıllarda, Silvan ve Batman’ın faili meçhul cinayetler ‘pilot bölge’si olduğu dönemde çok defa gözaltına alınmış. Metin, “Üç kez gözaltına alındım ama öldüremediler beni. İlkinde Mazlum iki yaşındaydı. Kürt’üm diye gözaltına alındığımı biliyorum. Potansiyel suçluyuz zaten” diyor. Mazlum’un geçen yıl HDP’li gençlere yönelik operasyonlarda da tutuklandığını dile getiriyor. O dönem ev aramasına gelen polislere de şöyle demiş: “Mazlum Kürt diye gözaltına alıyorsunuz. Aradan 26 yıl geçmiş. Beni alırken ne çözdün? Şimdi Mazlum’u alırken ne çözeceksin?” Metin’e göre, bu durum, devlet geleneği olarak ‘babadan oğula geçen kötü bir miras.’ Ancak gurur duyulacak bir olay. Metin, “Diyarbakır’ın bir avuç toprağını dünyaya değişmem. Kürt olmak suç mu?” diyor ve ekliyor: “Ya Kürt olmayacaksın, ya da yaşamayacaksın” dayatması var. Artık, insanca yaşamak istiyoruz. Dedem çekti, babam çekti, ben çektim, çocuklarım çeksin istemiyorum ama çekiyorlar.”

Hukukçu olmak istiyor

Baba Metin, oğlu Zana’yı ise ‘çok birikimli yetenekli bir çocuk’ diye anlatıyor. Zana, hukukçu olmak istiyormuş. Baba Metin, “Eğer benim çocuğum suçluysa, hırsızlık yaptıysa, bir insana zarar verdiyse ben de devlete destek vereyim. Ama benim çocuklarım anadilleri yüzünden yargılanıyorsa bunun peşini bırakmam. Ben alındığımda benim ailem de arkamda durdu. Benim de başım dik. Benim çocuğumun kanı başkalarının çocuğunun kanından kırmızı değil” diyor. 90’yı yıllarla şimdiyi karşılaştırarak, şunları söylüyor: “O dönemlerde çocuk ölmüyordu. Tansu Çiller döneminde köyler yakıldı, yıkıldı ama o tankla topla bize vurmadı en azından. Güneydoğu’da hendekleri bahane ediyorlar şimdi. Bu hendekler kazılırken devlet neredeydi?”.

Dilimiz Kürtçe…

Anne Besiya Metin ise titreyen sesiyle, “Anadilimiz Kürtçe. Tabii ki konuşacağız, türkü söyleyeceğiz. Zana 19 yaşında. Bu yıl üniversite sınavlarına hazırlanacaktı…” diyor.

Orjinal Haber için tıklayınız.

BİR CEVAP BIRAK