Ana sayfa Güncel Atatürk Anıtkabir’e yine alınmadı

Atatürk Anıtkabir’e yine alınmadı

56
0
PAYLAŞ

Üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözü, kalpaklı portresi ve imzasının bulunduğu bayraklar 7’nci kez Anıtkabir’e alınmadı.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün hayata veda edişinin 80’inci yıldönümünde sosyalistler mesaj yayımladı.

KALPAKLI ATATÜRK BAYRAĞI 7’NCİ KEZ ANITKABİR’E ALINMADI

Halkın Kurtuluş Partisi üyeleri 10 Kasım’da Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak için Anıtkabir'e girmek istedi. Üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözü, kalpaklı portresi ve imzasının bulunduğu bayraklar 7’nci kez Anıtkabir’e alınmadı. HKP üyeleri yıllardır 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim, 10 Kasım gibi günlerde, üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün kalpaklı portresiyle “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözünün yer aldığı pankart ve bayraklarıyla Anıtkabir'i ziyaret ediyordu. Ancak üzerinde sadece Atatürk’ün imzasının bulunduğu ve partiye ait herhangi bir logo olmamasına rağmen geçen 29 Ekim’de de HKP'lilerin o pankartla Anıtkabir'e girişleri Anıtkabir Komutanlığı tarafından engellenmişti.

Tandoğan Meydanı'ndan Anıtkabir'e doğru “Mustafa Kemal Ölümsüzdür”, “Bağımsızlık Bizim Karakterimizdir”, “Yaşasın 2.Kurtuluş Savaşımız” ve “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” sloganları ile yürüyüşe geçen HKP üyeleri aynı engelleme ile yine karşılaştı. Anıtkabir’e alınmayan HKP üyeleri Anıtkabir önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını HKP Ankara İl Sekreteri Avukat Doğan Erkan gerçekleştirdi.

Doğan Erkan,“Yoldaşlar, Bugün 1.Antiemperyalist Kurtuluş Savaşımızın ve Cumhuriyet Devrimimizin de Önderi Mustafa Kemal’in bedence aramızdan ayrılışının 80.yıldönümü. Bu 80 yıl onun ‘Tam Bağımsız Türkiye’ mücadelesinin, kendisinin karakteri olduğunu ifade ettiği ve bu uğurda öldüğü bağımsızlık mücadelesinin önemini ve onun getirebildiği kadar laiklik ilkesinin önemini 80 yıldır dönüp dönüp anlamamızı sağlayan bir gün. Ne yazık ki Mustafa Kemal’in ve 1.Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’nın önderlerinin birlikte ilan ettiği Bağımsız Laik Cumhuriyet’in yerlerinde yerler esmektedir bugün” dedi.

Doğan Erkan açıklamasına şöyle devam etti: “Ve Mustafa Kemal’in kendi sözü “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” uğruna öldüğü ve uğrunda burada yattığı sözü Anıtkabir’e alınmıyor bildiğiniz gibi. Ancak Biz “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözünün uğruna onun gibi idam fermanıyla aranırken Kurtuluş Savaşını örgütlüyordu. Bizim de boynumuza idam fermanı assalar bu sözden vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz onun devamcılarıyız, 2.Kurtuluş Savaşçılarıyız.

Sovyet Diplomatı Aralov, Mustafa Kemal için ‘Gözleri çelikten bir irade gibi bakardı’ demişti. Genel Başkanımız Nurullah Ankut’un Che Guevara’ya söylediği gibi ‘Ancak kendisini çok büyük bir insanlık kavgasına bütün benliğini adamış insanlar ancak güçlü bakabilir’. Mustafa Kemal’in bakışları da o yüzden çelik’ten bir irade içindeydi. Bu çelikten irade yok olmayacak. İşte bugün milyonlar geldi buraya. Mustafa Kemal’in kendisinin de söylediği gibi, ‘Beni görmek, behemehâl yüzümü görmek değildir’, onu anlamak için illa Anıtkabir’den içeri girmek gerekmiyor. Ama ‘Bağımsızlık Benim Karakterimdir’ sözü için mücadeleden vazgeçmemek gerekiyor. Bizde bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Her ulusal günde, her bayramda, her bağımsızlık gününde bu sloganı yükseltmeye devam edeceğiz. ‘Bağımsızlık Bizim Karakterimizdir’ ve ‘Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye.’”

TGB YURDUN DÖRT BİR YANINDA ANDIMIZI OKUDU

Türkiye Gençlik Birliği (TGB), Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ‘Büyük Önder’ Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 80’inci yılında tüm yurtta, “10 Kasım’da yasta değil, Atamızın yolunda olacağız” diyerek Atatürk’ü andı. Yurdun dört bir yanında anmalar yapan gençlerin Ankara’daki adresi Anıtkabir, İstanbul’da Dolmabahçe, İzmir’de ise Kıbrıs Şehitleri Caddesi oldu. Sabah erken saatlerde Ankara’daki Anadolu Meydanı’nda buluşan gençler sık sık, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”, “10 Kasım yas değil mücadele günüdür” ve “Ne mutlu Türküm diyene” sloganlarını attı. Ankara’da Anadolu Meydanı’nda toplanan TGB’liler üzerinde, “Yasta değil ayaktayız, 10 Kasım yas değil mücadele günüdür” yazılı pankart açtı ve İzmir Marşı’nı haykırarak Anıtkabir’e yürüdü.

Anıtkabir’in Tandoğan girişi önünde bir açıklama yapan Türkiye Gençlik Birliği Genel Başkanı Yıldırım Gençer, Türkiye’nin yaşadığı bütün zorluklardan Atatürk programıyla çıkılacağının altını çizdi. Gençler açıklamasında şunları söyledi: “Mustafa Kemal’in aslında bugün fikirleri en canlı haliyle yaşamaktadır. Onun koyduğu program Türk milletinin önünü aydınlatmaktadır. Türk milleti emperyalizmle savaştığı takdirde Mustafa Kemal Atatürk’ü daha iyi keşfetmektedir. Savaş cephesinde Atatürk’ün fikirlerine ihtiyaç hissediyoruz. Türkiye, ekonomik dar boğazda Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirlerine ihtiyaç duyuyor. Türk gençliği bu gelecek kaygıları etrafında Atatürk’ün programına ihtiyaç duyuyor. Türk gençliği 29 Ekim’de olduğu gibi 10 Kasım’da da Atatürk’ün huzuruna çıkacak ve irade beyanını tekrar edecek.”

Gençer, Türk gençliğinin üzerine konulmaya çalışılan dayatmalara, kimliksizleştirmelere karşı Andımızı, Cumhuriyetin milli değerlerini en gür şekilde savunacağını vurguladı. Gençer’in konuşmasının ardından gençler hep bir ağızdan Andımızı okudu. Gençlere etraftan geçen vatandaşlar da alkış ve ıslıklarla destek verdi.

İSTANBUL’DAKİ ADRES DOLMABAHÇE SARAYI

TGB, İstanbul’da ise Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu Dolmabahçe Sarayı’ndaydı. Burada da “10 Kasım’da yasta değil, Atamızın yolunda olacağız” vurgusunu yapan TGB’liler, Türk bayraklarıyla yürüdü. TGB İstanbul İl Başkanı Barış Demiralay, Dolmabahçe Sarayı önünde yaptığı açıklamada, “Atatürk’ün fikirleri ve eserleri en canlı haliyle yaşıyor. Ortaya koyduğu program, bugün ülkemizin ve milletimizin emperyalizme karşı ayağa kalkma sürecinde yolumuza ışık tutuyor. Büyük mirasın emanetçisi ve devamcısı gençler olarak, önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün 80. ölüm yıldönümünde yas tutup karalar bağlamayı değil, O’nun mücadele bayrağını daha da yukarı taşımayı kendimize görev biçiyoruz” diye konuştu.

TÜM YURTTA MÜCADELE VURGUSU

Ankara’da Anıtkabir’e yürüyen, İstanbul’da Dolmabahçe’de Andımız’ı okuyan TGB’liler, Bilecik’ten Sivas’a, Edirne’den Adana’ya Türkiye’nin dört bir yanında meydanlardaydı. Basın açıklamaları, anma törenleri ve paneller düzenleyen TGB’liler, illerinde Andımız’ı okuyarak 10 Kasım’da mücadele kararlılıklarını bir kez daha ilan etti.

TGB Muğla da, 10 Kasım Atatürk’ü anma törenine katılarak Atatürk Anıtına çelenk bıraktı. TGB Muğla İl Başkanı Naci Önenköprülü, “Mustafa Kemal’in ruhunu bütün yurtta olduğu gibi ilimizde, okulumuzda yaşatacağımıza söz veriyoruz” dedi. İzmir’de ise TGB’lilerin adresi Kıbrıs Şehitleri Caddesi idi. TGB İzmir İl Başkanı Ozan Özaslan burada yaptığı konuşmada, “Atatürk’ün fikirleri ve eserleri en canlı halde yaşıyor. Atatürk’ün programı ülkemizin sigortasıdır” diye konuştu. Denizli’de Candoğan Parkı önünde toplanan TGB’liler ise vatandaşlarla birlikte Andımızı okudu.

TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ’NDEN MUSTAFA KEMAL MESAJI

Türkiye Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi Kemal Okuyan, soL haber portalındaki köşesinde “Mustafa Kemal olmasaydı…” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

“İster sağdan bakın, ister soldan, ister tepeden, ister aşağıdan, gerçek ortadadır. Mustafa Kemal olmasaydı, Anadolu’daki mücadele bu kararlılıktan mahrum kalır, başarısız olurdu” diye yazan Kemal Okuyan, “Osmanlı Sarayı Milli Mücadele’nin düşmanıydı, nokta. Orada sultan varmış, halife varmış, bunları takmayan, İstanbul’un otoritesini azaltmak için büyük çaba harcayan, onun kirli elini uzak tutmaya yeminli kaç kişi vardı Ankara’da?” ifadelerini kullandı.

Atatürk’ün olmaması durumunda Cumhuriyet’in 1923 yılında ilan edilmeyeceğini yazan Kemal Okuyan, “Her 10 Kasım’da sola bulaşık liberalizmin ‘Mustafa Kemal’e saygı duymak komünistlere mi kaldı’ vıdı vıdısından bıktığım için bunları yazıyorum” ifadelerini kullandı.

Kemal Okuyan’ın yazısı şöyle:

“1919’da Anadolu’da kişilerin, liderlerin önemini azaltacak yaygınlıkta bir halk hareketi yoktu. Birinci Dünya Savaşı yoksul köylü yığınlarını fazlasıyla yormuş, hırpalamıştı. Galip devletlere karşı kıt kaynaklarla sürdürülecek bir silahlı mücadeleye halkın ikna edilmesi için kararlılık gösteren birileri gerekiyordu.

“Bir şeyler yapmak gerek” diye düşünen asker-sivil bürokrasi de kararsızdı, her kafadan bir ses çıkıyordu. Bu dağınıklıktan başarı çıkması mümkün değildi, kabul edecekleri ya da boyun eğecekleri bir otoritenin kararlılığına ihtiyaç duyuyorlardı.

Direnişin önde gelen kadroları içinde kimse “batı” dünyasıyla ölümüne bir savaşa, kalıcı bir düşmanlığa, o dünyadan kopmaya niyetli değildi. Ancak emperyalist ülkeler; özellikle İngiltere ve Fransa ve de uzaktaki ABD’nin masaya ancak ve ancak karşılarında kararlı bir güç gördüklerinde oturacağı açıktı.

İster sağdan bakın, ister soldan, ister tepeden, ister aşağıdan, gerçek ortadadır. Mustafa Kemal olmasaydı, Anadolu’daki mücadele bu kararlılıktan mahrum kalır, başarısız olurdu.

Mustafa Kemal olmasaydı… Meclis Saray karşısında dik duramazdı. Saray da İngilizlerden memnun değilmiş, sultanın içi kan ağlıyormuş, nazırları arasında yurtseverler varmış, mış, mış… Geçiniz, tarih bazen ince eleyip sık dokumaz, Osmanlı Sarayı Milli Mücadele’nin düşmanıydı, nokta. Orada sultan varmış, halife varmış, bunları takmayan, İstanbul’un otoritesini azaltmak için büyük çaba harcayan, onun kirli elini uzak tutmaya yeminli kaç kişi vardı Ankara’da?

Mustafa Kemal olmasaydı… Anadolu’daki hareket, Sovyet Rusya için yaşamsal önemdeki Kafkasya’da gerçekçi ve “devrimci” bir politika değil, yayılmacı, tutarsız ve maceracı bir politikayı zorlar, Bolşeviklerle karşı karşıya gelir, İngiltere’nin kucağına düşer, Sovyetleri de çok riskli bir sürecin içine çekerdi.

Mustafa Kemal olmasaydı… Cumhuriyet o yıllarda ilan edilemezdi. Cumhuriyet fikrini Mustafa Kemal icat etmemişti, Anadolu’da çok farklı noktalarda Cumhuriyet arzusunu dillendirenler vardı. Ama öne çıkan kadrolardan kimse 1923’te, öyle fazla tartışmaya gerek bırakmadan bu tarihsel adımı atmayı aklının ucundan geçiremezdi.

Mustafa Kemal olmasaydı… 

Tarihe böyle yaklaşmak çoğu kez yanıltıcıdır, biliyorum ama her 10 Kasım’da sola bulaşık liberalizmin “Mustafa Kemal’e saygı duymak komünistlere mi kaldı” vıdı vıdısından bıktığım için bunları yazıyorum. 

Mustafa Kemal olmasaydı, işler karışırdı, tahmin edilemeyecek kadar karışırdı. 

Siyasette, toplumsal süreçlerde boşluk her zaman doldurulur. Mustafa Kemal olmasaydı, o boşluğu devrim cephesinde doldurabilecek başka güç olduğu çok tartışmalıdır. 1920’de partimiz Türkiye Komünist Fırkası bu etkiye ve olanaklara sahip değildi. Yerel direniş odaklarının, Çerkes kardeşlerin, Ankara’da Meclis’in solcularının omuzları da bu tarihsel sorumluluğu kaldıramazdı. 

Mustafa Kemal olmasaydı, boşluğu “daha geri” unsurların dolduracağı aşikardı. Bugün “Mustafa Kemal olmasaydı” diyenlerin dedeleri…”

Odatv.com

Kaynak : http://odatv.com/ataturk-anitkabire-yine-alinmadi-10111843.html

BİR CEVAP BIRAK