Ana sayfa Güncel İzmir’i bir İzmirli işgal etti

İzmir’i bir İzmirli işgal etti

176
0
PAYLAŞ

Sahte belgelerle İtilaf Devletleri’ni kandıran Venizelos, bölgedeki Hıristiyanları korumak ve onların can güvenliğini sağlamak iddiasıyla İzmir’e asker çıkartarak katliam yapıyordu…

“Leonidas Paraskevopoulos 7 Ekim 1860 tarihinde Smyrna’da (İzmir) doğdu. 14 yaşında Yunanistan’a, Atina’ya okumaya gitti. 1919 yılının Mayıs ayında doğduğu topraklara 59 yaşında Yunan İşgal Kuvvetleri  komutanı olarak geri döndü. Kaynaklara göre, doğup büyüdüğü Smyrna  ve Batı Anadolu’da çok can yaktı”.

15 Mayıs 1919’da İzmir, tarihinin en acı günlerinden birini yaşıyordu. Sahte belgelerle İtilaf Devletleri’ni kandıran Venizelos, bölgedeki Hıristiyanları korumak ve onların can güvenliğini sağlamak iddiasıyla İzmir’e asker çıkartarak katliam yapıyordu. Bu olay, aslında dünya tarihini değiştiren bir dönüm noktasıydı.

Birinci Dünya Savaşı’nın 11 Kasım 1918 tarihinde bitiminden sonra 18 Ocak 1919’da başlayan Paris Barış Konferansı’nda, zirve diplomasisi metoduyla A.B.D., İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya’nın başkan ve dışişleri bakanlarından oluşan konsey kapsamında görüşmeler başladı. Ardından Japonya dışındaki devletlerin başkanlarının katılımıyla gerçekleşen Dörtler Konseyi toplantılarında Osmanlı’nın toprakları paylaşılırken savunacak bir elçisi bile yoktu. Dolayısıyla Yunan delegasyonunun toprak taleplerinin karşısında Osmanlı’yı sadece İtalya koruyabilecekti. Yunanistan, konferansa Başbakan Eleftherios Venizelos ve Dışişleri Bakanı Nicolas Politis’i tam yetkili temsilci statüsünde görevlendirmişti. Bu arada Yunanlılar tarafından çıkarılmış Türklerin Anadolu’da bir kıyım hareketi başlatacağına dair haberler de bir biçimde İngiliz Dışişleri Bakanlığına bildirilmişti.  A.B.D.’deki Yunan Elçiliği de, Trakya ve Anadolu’da yaşayan Hristiyanlara, Türkler tarafından kötü muamele yapıldığını iddia eden raporların kendilerine ulaştığını belirtmiş, bunları da A.B.D. Dışişleri Bakanlığına ileterek bu konuda önlem alınmasını talep etmişti. Yunanistan, toprak emellerine kavuşmak için A.B.D.’yi gerçek dışı raporlarla etkisi altına almaya çalışıyor ve bu tarz politika ile dünya kamuoyunu daha kolay etkisi altına alacağını zannediyordu. Zaten İngiltere ve Fransa Yunanlıları destekler bir durumdaydı.

Venizelos, Paris Barış Konferansı’nın 3 Şubat 1919 tarihli oturumunda toprak isteklerini; Epir yöresinin kuzeyi, Arşipel’deki (Arşipelago- Ege Denizi) 35 ada, Trakya ve Smyrna başta olmak üzere Batı Anadolu şeklinde sıralamıştı.

Yunan heyeti konferansa isteklerini A.B.D. Başkanı Wilson Prensiplerinin 12. maddesine dayandırdığını iddia edebilmek amacıyla sahte nüfus ve dini bilgiler içeren haritalar kullanıyordu. A.B.D. Başkanı Wilson ve heyeti de bu rakamlara şaşırmıştı.

4 Şubat 1919 günü yapılan toplantıda İngiltere Başbakanı Lloyd George’un önerisiyle Amerikan, İngiliz, Fransız ve İtalyan yetkililerden oluşan bir uzmanlar kurulunun Yunan iddialarını incelemesi kararı alındı. Bu hamleyle zirve diplomasisi nedeniyle yaşanabilecek bilgi eksikliği de giderilmeye çalışılacaktı. Oluşturulan komisyon, Yunanistan’ın Batı Anadolu’daki toprak talepleriyle ilgili olarak incelemelerde bulundu ve 6 Mart’ta çalışmalarını tamamladı. Clemenceau ve Lloyd George, Venizelos’un istediğinden daha küçük olmakla birlikte Yunanistan’ın Batı Anadolu’da büyük bir bölgeye sahip olması konusunda anlaştılar. Böylece Türklerin Batı Anadolu’da yeniden güçlenmesine karşı Yunanlıları kullanacaklardı. Antik Yunan kültürüne duyulan hayranlık nedeniyle de dünya kamuoyunun sempatisi kazanılmış olacaktı. Ancak Amerika, bu İngiltere-Fransa işbirliğine karşı çıktı.

Wilson, Clemenceau ve Lloyd George’un katıldığı 2 Mayıs 1919 tarihli toplantıda İzmir’in durumu görüşüldü. A.B.D. Başkanı Wilson; “İtalya’nın İzmir’e küçük bir filo gönderdiğini ve bu tarz askeri girişimlerden rahatsız olduğunu” ifade etti.

Yunanlılar bu durumu hemen kullandı ve İtalyanların son hareketinin Türkler arasında büyük tepki ile karşılandığı ve şiddete dönüşebileceği iddialarını Lloyd George’a ulaştırdı.

Wilson, bunun üzerine hem İtalyan filosunun hareketlerini izletmek hem de Amerikan vatandaşlarını korumak amacıyla zırhlı savaş gemisi U.S.S. Arizona’nın Smyrna’ya gönderilmesine karar verdi. Zırhlı 3 Mayıs`ta Brest Limanı’ndan acil bir hareketle sekiz gün sonra Yunan işgali altındaki Smyrna Limanına ulaştı ve bölgedeki Amerikalıların hayatını koruma görevi için iç körfeze demir attı. U.S.S. Arizona, kıyıdaki durumun elçilik çalışanlarının karaya dönmesine izin verene kadar geçici sığınak görevi yaptı. Ardından 9 Haziran günü U.S.S. Arizona Smyrna’yı terketti.

İngiliz ve Fransızlar da aynı tepkiyi vererek Türk karasularına savaş gemileri gönderip gambot diplomasisi ve güç gösterisi politikası uygulamaya karar verdiler.

6 Mayıs 1919 tarihli toplantıda Lloyd George; ”İtalyanların İzmir Limanı’nda yedi gemisinin bulunmasından dolayı Smyrna’ya asker çıkarabileceklerini buna karşılık, iki ya da üç bölük Yunan askerinin İzmir’e çıkarılmasına izin verilmesini ve Yunan askerinin buradaki vatandaşlarını koruyabilmesini” talep etti. Bu talebe büyük güçlerin temsilcileri olumlu yaklaşarak Yunanistan’ın İzmir’e asker çıkartması isteğinin kabul edilmesine karar verdi. Bu nedenle müttefik askeri yetkililerle Venizelos arasında görüşmeler hemen başlatıldı. Venizelos, 14bin kişilik Yunan taburunun Kavala’da hazır olduğunu, 10 Mayıs 1919 tarihli toplantıda ilgililere bildirdi.  İtalya Başbakanı Orlando’nun da katıldığı 12 Mayıs 1919 tarihli toplantıda; Yunan ordusunun Smyrna’ya asker çıkarmasına karar verildiği İngiliz, Fransız ve Amerikalı başkanlarca açıklandı.

İzmir, Yunan ordusu tarafından 15 Mayıs 1919’da işgal edildi. Yunanlıların karaya ayak basmalarından itibaren yaptıkları katliamlar nedeniyle dünya kamuoyu Türklerden yana bir tutum içerisine girdi. Batı Anadolu’da Yunan mezâlimi inanılmaz boyutlara vardı.  Sonuçta  18 Temmuz 1919 tarihli toplantıda İngiliz, Fransız, Amerikan ve İtalyan temsilciler tarafından Anadolu’ya gönderilmek üzere; Tuğamiral Mark Lambert Bristol (ABD) başkanlığında,  Tuğgeneral Bunoust (Fransa), Tuğgeneral Hare (İngiltere) ve Korgeneral A. Dall’Olio (İtalya)’dan oluşan  bir araştırma heyeti kuruldu.

Heyet, 12 Ağustos-6 Ekim 1919 arası süren araştırmaları sonucunda ulaştıkları bilgilerle ile ilgili ilk izlenimlerini 7 Ekim 1919’da İstanbul’da ilgililere sundu. 47 maddeden oluşan bu raporda, Smyrna’nın işgaliyle birlikte Türklere yapılan Yunan zulümleri doğrulanmaktaydı. Buna rağmen Paris’teki Yüksek Konsey, bu raporu dikkate almamış ve Yunan işgaliyle birlikte başlayan mezalimin bölgede devam etmesine göz yummuştu.

AMİRAL BRİSTOL RAPORU

Rapordan çıkarılacak dört ana düşünce şöyledir;

1) Bölgedeki olayların sorumlusu Türkler değil; Rumlar’dır.

2) Batı Anadolu’da Yunanlıların raporlarında belirttiği gibi Rum nüfusun fazla olmadığı da ortaya çıkmıştır. Bölgede Türkler çoğunluktadır. Bu yüzden Smyrna ve çevresinin milliyet prensiplerine göre, Yunanistan’a katılması söz konusu olamaz.

3) Yunan işgalinin amacı Hıristiyanların güvenliğini sağlamak değil, bölgeye egemen olmaya yöneliktir.

4) İzmir ve çevresinden Yunan ordusu çekilerek, bölgeye itilaf devletlerinin güvenlik birimleri yerleştirilmelidir.

Sonuç olarak; Amiral Bristol Raporu, Milli Mücadele’de Türk tarafının haklı olduğunu ve Yunan mezalimini ortaya koyan ilk uluslararası belgedir.

Smyrna’nın haksız yere işgal edildiği kayıt altına almıştır.

LEONİDAS PARASKEVOPOULOS

Leonidas Paraskevopoulos 7 Ekim 1860  Smyrna’da doğdu. Ailesi, babası John’un (Ölümü 1898) ticari faaliyetleri nedeniyle Smyrna’ya yaşıyordu. Annesi (Ölümü 1892) Calypso Paraskevopoulos,  Antonios, Gerasimos, Dimitrios olmak üzere 3 erkek ve Eleni adlı bir kız kardeşi vardı. Leonidas, Smyrna’da Evanjelik Okulu’na yazıldı. Burayı bitirdikten sonra 14 yaşındayken Yunanistan’a Piraeus’taki Helenik Ordu Askeri Okulunda gitti.

Kasım 1881’de Topçu Yüzbaşı olarak mezun oldu. Daha ileri ve gelişmiş askeri çalışmalar için İsviçre’ye gitti. Hızla yükselmeye başladı. 1897 Yunan-Türk savaşında Girit, 1902 Berlin Askeri Akademisi, 1905-1908 yılları arasında Yunan Ordusu Komite Başkanı, 1909’da Goudi’deki isyanın bastırılması,1913 de Bizani kuşatması,  İkinci Balkan Savaşı’nda Yunan-Bulgar cephesi, 1916’da Selanik’teki Venizelist hareket, 19916-17 döneminde 1. Ordu Kolordusu komutası görevlerinde bulunduktan sonra 1918 de Yunan ordusunun başına geçti ve Makedonya’dan Küçük Asya’ya transfer etti.

Leonidas Paraskevopoulos, 15 Mayıs 1919 ile 20 Kasım 1920 tarihleri arasında  Küçük Asya Ordusu Başkomutanı ve yetenekli bir askeri lider olarak  Eleftherios Venizelos’un vizyonlarına tamamen inandı. Başbakanı’nın Büyük Yunanistan (Megalo İdea) için ordunun diplomasiyi tamamlayıcı bir gücü olarak, verilen görevleri yerine getirdi. Müslüman ve Türk unsurların Yunanlılara karşı bütün kalkışmaların kanlı ve acımasız bir şekilde bastırdı.

Mart 1920’de Yunan Ordu Merkezi’ni Selanik’ten Smyrna’ya taşıdı,

Temmuz 1920’de Müttefik komutanları İngiliz General Miln ve Amiral John Mayl, Yunan hükümetine Doğu Trakya’yı işgal etmeleri iznini verdi.  Ön sezileri ve askeri öngörüleriyle Eleftherios Venizelos’u, askeri gücün Trakya yerine Batı Anadolu’ya kaydırılmasını, Kemalistlere yenilmeleri  halinde İngiliz, Fransız ve  İtalyanların Yunanlıları kaderiyle baş başa bırakacağını iddia ettiyse dinletemedi. Neticede zaman içinde öngörülerinde haklı olduğu anlaşıldı.

1 Kasım 1920 seçimlerini kazanan Yunan kralı Konstantin  10 Kasım’da Eleftherios Venizelos’u ve Leonidas Paraskevopoulos, Fransa’nın Nice şehrine sürgüne gönderdi.

KURTULUŞ SAVAŞI’NDA BİR DÖNÜM NOKTASI: GEDİZ SALDIRISI 

Yunanlılar, 22 Haziran 1920’de genel saldırıya geçtiler. Bunun sonucunda Balıkesir, Bursa, Uşak ve Nazilli gibi yerleşim alanlarını ele geçirdiler. Bu arada İşgal Kuvvetleri Komutanı Leonidas Parekesvepulos uyguladığı yanlış taktik neticesinde Yunanlıların Gediz vadisinde ilerleyen kolunun merkezi kuvvetlerden uzaklaşmış olduğunu Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa fark etti. Kuvva-yı Seyyare, Çerkez Ethem kuvvetleri ve Emet taburuyla Yunan tümenini yeneceklerini düşünerek Genelkurmay’a başvurup, saldırı izni istedi. Burada bulunan kuvvetlerimizin toplamı; 3.000 asker, 105 makineli tüfek, 5.000 süvari, 52 top ve 7 uçak kadardı. Genelkurmay cephane yetersizliği sebebiyle bu saldırıyı reddetti.

Genelkurmay Başkanı İsmet Bey, cepheye gidip durumu inceledi. Ali Fuat Paşa ile görüşen İsmet Bey, yeterince eğitim ve cephanesi bulunmayan ordunun yerel ve geçici bir başarı için kullanılmamasını istedi. Yunan Ordusu’nun malzeme ve insan sayısı bakımından çok üstün olduğunu belirterek saldırı yapılmaması için diretti.

Öte yandan M. Kemal Paşa da, Yunanlılara karşı küçük, yerel saldırılar yapılmasını istemiyordu. Bu çeşit saldırılar bir başarı sağlayamayacağı gibi, başarısızlık durumunda, ordunun ve ulusun maneviyatı bozulur görüşündeydi. O’nun stratejisi daha Erzurum’da iken belirlenmişti. Doğu’da önce Ermeni cephesi tasfiye edilecek, Güney’de Fransızlarla gerilla savaşı yapılıp, bu cephede başarıya ulaşıldıktan sonra karşılarında sadece Yunan Ordusu kalacaktı. Bu tarihe kadar da Batı Anadolu’daki işgal güçlerini gerilla savaşıyla oyalayacak ve Düzenli Ordu kurulduktan sonra da, Yunan ordusu, kesin bir saldırı ile Anadolu’nun “Harem-i İsmetinde” (Namusunu korumak) yok edilecekti.

Genelkurmayın uyarısını dikkate almayan Ali Fuat Paşa, emrindeki 11. ve 61. tümenler, Çerkez Ethem kuvvetleri ve Emet taburuyla 24 Ekim 1920’de Gediz’de bulunan Yunan kuvvetlerine saldırdı. Dalgalı, disiplinsiz ve emir-komuta düzeni bozuk harekatta Türk Ordusu başarılı olamadı. Yunan Ordusu karşısında bozguna uğrayan Türk kuvvetleri geri çekilmek zorunda kaldı. Gediz Saldırısı başarısızlıkla sonuçlandı.

Bunun üzerine Ali Fuat Paşa görevden alındı ve Batı Cephesi yeniden düzenlendi. Cephe ikiye ayrıldı. Batı kanadına Albay İsmet Bey (İnönü), güney kanadına Albay Refet Bey (Bele) atandı. Böylece Batı Cephesi’nde düzenli ordu kurulmuş oldu. Kurulan bu cephe, Milli Savunma Bakanlığına bağlandı (12 Kasım 1920).

Umum Kuvay-ı seyyare (Genel Gezici Kuvvetler) Komutanı Çerkez Ethem ile Denizli yöresinde faaliyet gösteren Demirci Mehmet Efe, bu düzenlemeye karşı tepki gösterdiler ve düzenli ordu saflarına katılmak istemediler. İlk düzenli ordunun verdiği savunma savaşı olan I. İnönü Savaşı sırasında ortaya çıkan Çerkez Ethem İsyanı bastırıldı. Demirci Mehmet ise affedilip emekliye ayrıldı.

Tayfun Atakişi

Odatv.com

Kaynak : http://odatv.com/izmiri-bir-izmirli-isgal-etti-15051856.html

BİR CEVAP BIRAK